Efsane Başkan Teoman Öztürk

Bunu paylaş
Share

          TANER GÜLER

18

  eYLÜL 2018

Mesleki, ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda ülkemizdeki mühendisleri ve mimarları temsil etmek, onların hak ve çıkarlarını halkımızın çıkarları temelinde korumak ve geliştirmek, mesleki, sosyal ve kültürel gelişmelerini sağlamak ve mesleki birikimlerini toplum yararına kullanmalarının zeminini yaratmak; bu amaçla mesleki alanlarıyla ilgili gelişmelerin ve politikaların sosyal, siyasal, ekonomik ve kültürel boyutlarını derinlemesine kavramak, yorumlamak ve toplumu bilgilendirmek; bu politikaların toplum yararına düzenlenmesi için öneriler geliştirmek ve bunların yaşama geçirilmesi için mücadele etmek ve bunların gereği olarak en genel anlamda bağımsız ve demokratik bir Türkiye‘nin yaratılması yönündeki çalışmaları bütünsel bir anlayışla ve etkinleştirerek sürdürmek kararlılığında olan Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB); 1970’li yıllardan itibaren pusulasını halktan, emekten, özgürlüklerden, barıştan, demokratikleşmeden ve bağımsızlıktan yana olarak belirlemiştir.

"Yaşasın TMMOB, Saygılarımla."

1954 yılında 6235 sayılı Yasayla kurulan TMMOB, üretenlerin yönettiği bir Türkiye istemektedir ve her türlü sömürüye, eşitsizliğe, sermayenin emek üzerindeki egemenliğine karşıdır. Bu nedenledir ki TMMOB ve bağlı odaları, mesleki ve toplumsal sorumluluklarını kaynaştırarak yürütmektedir. 

*bu harika müziği kısmak veya kapatmak için görsele tıklayınız*

Bu minvalde, 1970’li yıllardan itibaren temel çalışma ve mücadele anlayışını Teoman Öztürk’ün simgeleşmiş sözünde de belirttiği gibi “bilimi ve tekniği emekçi halkın hizmetine sunmak üzere” belirlemiştir.

 

Teoman Öztürk

 

    “Yüreğimizdeki insan sevgisini ve yurtseverliği, baskı ve zulüm yöntemlerinin söküp atamayacağının bilinci içinde, bilimi ve tekniği emperyalizmin ve sömürgenlerin değil, emekçi halkımızın hizmetine sunmak için her çabayı güçlendirerek sürdürme yolunda inançlı ve kararlıyız.” 

 

Dünya Mühendislik Birlikleri Federasyonu (WFEO) ve Avrupa Ulusal Mühendislik Birlikleri Federasyonu (FEANI) üyesi olan TMMOB’nin 1973-80 yılları arası başkanlığını yapmış, mühendis ve mimar hareketinin toplumcu bir çizgiye sahip olmasında önder ve yiğit kişiliği ile hep ön saflarda yer almış, TMMOB ile bütünleşmiş, örgütleşmiş bir isim olan Teoman Öztürk ve mücadele arkadaşları birlik anlayışını ete kemiğe büründürerek, mühendis ve mimarların gerçek anlamda örgütlü mücadelesini başlattılar. İşte o dönemde Teoman Öztürk ve arkadaşları şöyle sesleniyordu:

 

“Mühendis mimarların, teknik bilgi ve becerilerini halkımızın yararına kullanamamaları ülkenin içinde bulunduğu somut şartların bir sonucudur. Ülkemiz ekonomisi, siyasal yapısı ve bütün üst yapı kurumları birbirleriyle kaynaşmış olan uluslararası emperyalist tekeller ve yerli sermayenin hakimiyetindedir. Bu egemen çevrelerin kontrol ettiği tüm yatırımlar ve hizmetler, halkımızın sorunlarının çözümüne yönelik değil, maksimum kâr sağlayacak yeni pazarlar yaratmak yönündedir.

 Böyle bir sömürü̈ düzeni içinde ülkemizin geri bırakılmışlıktan kurtulacağını ve tüm çalışanların yaptığı hizmetlerin ve yarattığı değerlerin halkımıza ulaşacağını sanmak kendimizi aldatmak olur. Emeğimizin halkın hizmetine girebilmesi, ülkemizin her alanda bağımsızlığını kazanmasına, sömürüye dayanan düzenin sona ermesine bağlıdır. Geleceğimiz üretim güçlerinin özgürce gelişebileceği, kafa kol emeği arasında farklılaşmanın olmadığı, emeğin yabancılaşmadığı bir düzene kavuşabilmemize bağlıdır.

 Geleceğimiz için öngörülerde bulunabilmek, programlar oluşturabilmek ve hayata geçirebilmek, geçmişi iyi yorumlayıp, günümüzü iyi tahlil ederek dünyada ve ülkemizdeki durumun irdelenmesi ve geleceğin tasarlanması ile mümkündür. Yapılacak olan yorumlamalar, tanımlar ve tespitler ışığında oluşturulacak çalışma programı ancak bu şekilde doğru bir tarzda hayat bulabilecektir.”

 

4 Nisan 1940 tarihinde Kars’ta doğan Teoman Öztürk, üniversite hayatına kadar sekiz farklı ilde eğitimini sürdürdü. İstanbul Üniversitesi Sanat Tarihi bölümünde bir yıl eğitim gördükten sonra İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi‘ne devam etti ve oradan mezun oldu. Çeşitli kamu kurumlarında mimar olarak çalışan Teoman Öztürk, 7 dönem TMMOB başkanlığını yaptı ve ödülü de 1980 darbesinden sonra 1982 ve 1983 yılları arasında cezaevi oldu. Onu yitirdiğimiz 11 Temmuz 1994 tarihine kadar TMMOB’den hiç kopmadı.

Teoman Öztürk, köken olarak mimar. Ama anlatılanlar onun aynı zamanda mühendis olduğunu da bize aktarıyor. Ancak sadece bir makine mühendisi ya da maden mühendisi değil, onun bütün mimarlık ve mühendislik dallarında bir usta olmasının nedenini içinde yaşadığı ülkeyle ve toplumla bütünleşmesinde görüyoruz. Kuşkusuz bu çok önemli bir kişilik göstergesi. İçinde yaşadığı toplumu bir bütünlük içinde anlamış, kavramış, ama sadece bunu kendine de saklamamış, bir eylem olarak bunu paylaşmıştır. Bugün bildiklerini, duyduklarını, gördüklerini ve deneyimlerini paylaşmayanları görünce, Teoman Öztürk’ün ve arkadaşlarının ibret alınacak işler yaptığını anlıyoruz. İnsanlık onuru için, tüm insanlığın geleceği için gösterdiği çabalarında eğer büyük kitleleri peşinde sürükleyebildiyse sebebi onun içimizden biri, bir dost, bir arkadaş oluşudur.

 Zira maden mühendisi Tayfun Özuslu bir panelde Teoman Öztürk için şunları demiştir: 

“Başkanların Başkanı, sen bizim lambamızı hanenin başköşesinden eksik etmezdin. Biz de seni yüreğimizin başköşesinden eksik etmeyeceğiz. Ayrıca epiloglar için kalem üşürmek hem tülümüzün zakonuna, hem de neslimizin janına zantura gittiğinden, kibritin biri sönünce bir yenisini çakacağız. Daha da olmazsa, ikinci kutuyu açacağız ve ateşi tutuşturup, kazan istim tutuncaya kadar.”

TMMOB, 1979’da nükleer santraller konusunda çok ciddi bir rapor yayımlamıştı. Bir planlama toplantısı kokteylinde dönemin DPT yöneticilerinden biri raporu çok sert bir tartışmada eleştiriyordu: “Siz nasıl böyle bir rapor yayımlarsınız? Biz devletiz!” dedi. Teoman Öztürk öne çıktı ve dedi ki “Biz TMMOB’yiz Sayın Daire Başkanı, yayımlarız.” Teoman Öztürk ve yol arkadaşları ceplerinde yeşil yeşil Dolar‘lar ya da TL’ler biriktirmek yerine gördüğümüz kadarıyla pırıl pırıl insanlar biriktirmeyi, mücadele pratikleri geliştirmeyi, ezilen insanların daha rahat nefes alacakları demokratik ortamlara dair mücadele gelenekleri toparlamayı her zaman tercih etmişlerdir. Onun mirası, maddiyat olmamıştır.

 Kızı Elif Öztürk, babası Teoman Öztürk’ün mirasını şöyle açıklamıştı: “Size kitaplardan başka bir şey bırakamayacağım kızım.” Ama ne kadar çok şey bıraktığının farkında değildi, belki de alçakgönüllü davranmaya çalışıyordu efsane başkan. “Ağlamak doğal,” derdi, “Ağlamak doğal ölümlerin arkasından, ama çok da uzatmayacaksın bu işi, durup düşüneceksin, derin bir nefes alacaksın, şimdi ne yapabilirim diye düşüneceksin.” Bir yandan mühendis ve mimarların ekonomik ve sosyal hak mücadelesini verirken, öte yandan teknik uzmanlık alanlarındaki entelektüel bilgi birikimini geliştirmeye ve bilimi halkın hizmetine sunma noktasında kararlı ve bilinçli bir duruş sergilemeye çalışan Teoman Öztürk, TMMOB’ye veda konuşmasını “Yaşasın TMMOB Örgütlülüğü!” sözleriyle bitirmişti.
 

Son tahlilde Teoman Öztürk’ün mücadelesini özümsemek ve kararlılığından ilham almak, örgütlülüğe en çok ihtiyaç duyduğumuz bugünlerde daha da anlam kazanmıştır.

Write a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Share