Miami - Görünenleri ve Görünmeyenleriyle

Bunu paylaş
Share

              Ahu Tuğba

01

eYLÜL 2018

Amerika’ya ilk gelişim 1982’deydi. O zaman’dan bu yana Florida’nın yapısı da değişti. Çok daha fazla aile düzeni ve çok daha az insan ve göçmen vardı. Şimdi ise Miami kızımın (Anjelik) yaptığı çalışmalarda ve istatistik raporlarında evsizlere yapılan işkence’de 50 eyalette ne yazık ki 1. sırada yer alıyor. Burada city dedikleri bir yapılandırma var. CITY’ler yani belediyeler kendi kurallarını uyguluyor. Federal (temel) hukuk yasalarının altında tüm eyaletler gibi bölgelerde de cezalandırma ve yasa yürütme sistemi değişiyor.

Mesela çok sesli NBA maçlarının yapıldığı, ünlülerin görüntülenmek için on binlerce dolar harcayarak ön sırada yer aldığı o meşhur American Airlines Arenası… Şehir merkezinin tam ortası… Hava karardıktan sonra onlarca evsize, suçluya yataklık yapıyor. Orada uyuyorlar ve gündüz yerini patenli, bisikletli, güzel giyimli insanlar alıyor. Burada evsize para vermek 60$ ile hapis cezasina kadar gidebiliyor. Niçin mi? Çünkü çoğu insan onları zehirlediği için bunun önüne para cezası koyarak geçmeye çalışmışlar! 

Bir zamanın yıldızları...

Biraz kuzeye doğru gidelim. Bir zamanlar Hollywood’un en gözde çifti Bruce Willis ve Demi Moore…

*bu harika müziği kısmak veya kapatmak için görsele tıklayınız*

Gazetelerin yazdığı çok meşhur Penthouse… Ve Amerika’nın Venedik’i olarak anılan Fort Luaderdale’in bembeyaz sahili… Ev fiyatları uçurum. Sahilde 20 milyon dolardan 1 milyon dolara kadar ev bulabilirsiniz. Türkiye’ye benzemeyen yanı ise bölge bölge, semt semt olmayışı. 3 cadde geride 70 bin dolara daire satılırken, biraz ilerisinde ise polisin girmekten hoşlanmadığı suç oranı yüksek bölgeler de var. Miami’de ve Güney Florida’da çok şaşalı  ve lüks binaların hemen arkasında büyük yoksulluk gizli.

Kızım, Türk konsolosluğunda Miami’nin Manhattan’ı olan Brickell ‘da staj gördü. 1 dolara şehir merkezine inebildikleri bir tren olduğunu ama en pahalı ve lüks bölgenin birkaç yüz metre ilerisinde büyük bir çöp problemi ve göçmen Latinlerin gecekonduları yer alıyor. Araba kullanırken çok lüks bir binadan geçip ışıklarda çok tehlikeli bir yerde durabiliyorsunuz. İnsanlar Baseball maçı izlemeye gittiklerinde bu gecekonducularla anlaşarak arabalarını onların evlerine park ediyorlar. Çünkü Marlins Park’in (Stadyum)  merdivenlerinden aşağıya inip karşıya geçtiğinizde gecekondu yerleşimleri var. Bu da Amerika’da sınıf farkı uçurumunu ve bu uçurumun iç içe yaşandığının özeti. Yollar yetersiz kaldığı için ve çok büyük bir park sorunu yaşandığı için insanlar bu yolu bulmuşlar. Tabi bunu herkes değil genellikle yine Latin kökenliler tercih ediyor. Güzel bir caddede otopark ücreti en az 30 dolardan başlıyor. Ve burada 1 doların dahi çok büyük önemi var. İnsanlar bagajını taşıyanlara görgüsüzce bahşiş bırakmıyor. 1 dolar, bazen 3 – 5 dolar verince inanılmaz seviniyorlar ve sürekli teşekkür ediyorlar. Yemek yediğiniz lokantalarda ödemenizi  masadaki elektronik ekrandan gerçekleştiriyorsunuz. Yenilen yemek miktarına göre garsonlara bahşiş fişlerde otomatik olarak kesiliyor. Federal yasaya göre 1 saatlik bahşiş en az 2 dolar ile 7 dolar arasında olmalı. Burada yaşayan insanlar her yere araba ile gitmek durumundalar ve mesafeler çok uzak. 

Polisin en çok dikkate aldığı şey ve affedilmesi en zor şey DUI, yani alkollü araba kullanmak.Çok ağır cezaları var ve çoğu ağır suçtan daha kötü. Sanıldığı gibi Floridalılar her gün güneşin tadını çıkaramıyor. Çünkü herkesin bir sorumluluğu, gitmesi gereken bir işi ve hayat telaşı var. 

Dui: Alkol ve madde etkisi altında araç kullanımı

Driving under the influence​

Ağırlıklı olarak Kübalılardan ve diğer Latinlerden oluşan şehir tamamen İspanyolca konuşmakta. Bölgeye o kadar hakimler ki  özel günlerde ki eğlenceleri, her hafta sonu mangal partileri ve İngilizce konuştuğunuzda, İspanyolca bilmediğiniz için sizi kınarcasına bakan Latinler… Çok meşhur bir deyim; Florida’nın en güzel yanı Amerika’ya yakın oluşu… Latin müzikleri, yemekleri, insanları ile kısacası pek çok umudun kapılarını açan bir altın kapı… Pek çok kişi başaramamış, çoğu yüzerek ve zor vardiyalar atlatarak Miami’ye göç etmiş.. Onlara devletin tahsis ettiği bölgelerde gruplanarak büyümüşler ve bu bölgeler bugün ağırlıkla kenar mahalleler (çeteler) haline gelmiş. Çetelere ev sahipliği yapıyor. 

Pijama? Rahatlık!

Arabanızı normal bir yere park edip döndüğünüzde hiç bulamamanız her an mümkün. Çünkü çocuk yaşta araba hırsızlığı yapan Ada, Karayip, Haiti, Jamaika kökenli insanlarla dolu. Ama Florida’nın en samimi yanı markete bile terlik pijama ile gidebilmeniz ve kimsenin sizi yadırgamaması. 

New York’tan gelenler bundan hoşnut değiller çünkü New York’ta bir İstanbul yaşantısı ve görüntüsü hakim. Burada temel amaç konfor. 

Emekliler, göçmenler, gençler, politikacılar… Son zamanlarda ise Los Angeles’ın ve New York’un popülerligini, Malibu’nun ise yaz gözdesi olmasından çıkmasının sebebidir Miami. İyisiyle kötüsüyle birbirinden büyük milyon dolarlık malikaneleri ile… Yağmur yağdığında ikinci kata kadar su altında kalan sosyetik Ocean Drive ve South Beach’iyle… Yaz fırtınaları, çocuk kaçırmaları, uyuşturucu kaçakçılığı ile de gündeme gelse de, sosyetenin ve dünya zenginlerinin başkenti Miami…

Atlantik’in kıyısında bir kasırga şehri. Kennedy Uzay Merkezi’nden Apollo 13’ün uzaya fırlatıldığı NASA, Universal Stüdyoları ve Dünya’nın en büyük Disneyland’inin olduğu bir eyalette  yine de en popüler, en gözde, en güzel sahillere ve sıcacık insanlara, gençlere ev sahipligi yapan Scarface gibi pek çok unutulmaz klasikle idolleşen, Art Deco bir tropikal Amerikan şehri Miami…

Allah’ın tüm çıplaklığı ile insanoğlunun pek çok gerçeğini altın bir tepsi ile gözler önüne serdiği çok karmaşık bir o kadar da eğlenceli ve yaşamayı seven Miami…

Havaalanında seneler önce “1 dolar Tanrı demek, paran yoksa geri dön” diye yazan şehir Miami. 

Write a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Share